Reklam
Bugun...
MECAZ VE GERÇEK HAYAL VE HAKİKAT

AHMET SANDAL
sandalahmet@hotmail.com
facebook-paylas
 


Dünya öyle bir yer ki, mekanın içerisine zaman giydirilmiştir. İnsan öyle bir varlık ki, bedenin içerisine ruh yerleştirilmiştir. Bu ikisini Dünyanın tüm bilim adamları bir araya gelse anlayamaz ve anlatamaz. Yani, ruh ile bedenin, zaman ile mekanının içiçeliğini kim anlayabilir ve kim anlatabilir. Bunlar birbiriyle nasıl iç içe bir varlık hale getirildiler? Çöz çözebilirsen, anla anlayabilirsen? Ne mümkün! Zaman nerede ve nasıl başladı? Bu zaman nasıl Dünya mekanına monte edildi? Bu uçsuz bucaksız ruh bu küçük bedenin içine nasıl sığdırıldı? Haydi bakalım anlatın? Ben bilmiyorum ve soruyorum.

İnsanoğlu tefekkür içerisinde olmalıdır. İnsana yakışan tefekkürdür. Hayvana yakışan ise yiyip içip yatmaktır. Bunun tersi oluyorsa veyl o insana, yazık o adama! Yani hayvan tefekkür içerisindeyse, insan yan gelip yatıyor ve yalnızca yiyip içiyorsa yazık ki ne yazık, veyl ki ne veyl! İnsan neden düşünmez? Neden tefekkür etmez? Bunun üzerinde durduğumuz zaman, bu sorulara cevap aradığımızda, mecaz ve gerçek, hayal ve hakikat kavramlarını incelemek ve analiz etmemiz şarttır. İnsan mecaza (yani gerçeğin tam zıttına) takılıp kalıyorsa, hayali hakikat sanıyorsa düşünmez ve orada bocalar.

Söylemek istediğimi örneklerle anlatayım.

Bir yerden bir yere gideceksiniz ya da bir ırmaktan karşıya geçeceksiniz. Sizi bir araç götürecek ve köprüden karşıya geçeceksiniz. Sizi yolda götüren aracı maksat olarak alırsanız, sizin karşıdan karşıya geçmenize yarayan köprüyü tek bir hedef olarak alırsanız ne kadar yanlış yaparsınız değil mi?  Köprü bir vasıtadır ve karşı tarafa geçtiğinizde işi biter. Sizi bir şehirden diğer şehre götüren araç bir vasıtadır ve yerinize vardığınızda o aracın işi biter.

Bu gerçeğe rağmen, insanlar Dünya’yı asıl maksat sanmaktalar. Bu hakikate karşın insanlar aracı amaç sanmaktalar. En büyük sıkıntı buradadır. Dünya bir araç ve köprüdür. Bu köprü niye var? Ahirete geçmemiz için var. Size bir geçiş hakkı veren bu köprüyü nasıl da büyüttünüz ve gideceğiniz yeri unuttunuz öyle! Oldu mu şimdi?

Hayal ve hakikat arasında nasıl da bocaladınız öyle! Hayal olan elle tutamadığınız ve fani olan şeylerdir. Hakikat ise size kalan ve sizden ayrılmayan değerlerdir. Dünya’da kazandığınız maddi varlıklar birer fani ve geçici eşyalardır. Hayaldir hayal. Ancak amelleriniz ve ibadetleriniz varsa gerçektir. Sizin gerçek kazancınız bunlardır. Şimdi siz hayale bağlansanız ne elde edersiniz? Koca bir hüsran kalır size. Çünkü, Dünya’da hiçbir şeyi alıp da ahrete götüremiyorsunuz. Eliniz bomboş gidiyorsunuz. Bir kıssada anlatılır ya, “bir hükümdar şöyle vasiyet eder:Ben vefat ettiğimde cenazemi mezarlığa götürürlerken, ellerim tabutun dışına çıkartılarak götürülsün.” Etrafındakiler sorar: “Hayırdır Hünkarım, neden elleriniz tabuttan dışarıya sarkarak sizi kabrinize götürelim? Padişah şöyle cevap vermiş: “Bunca saltanata ve bunca varlığa rağmen, Ahirete Dünya’dan hiçbir mal ve mülkün götürülemediği gerçeğini herkes idrak etsin” demiş.” Bu vasiyeti söyleyen zatın Kanuni Sultan Süleyman olduğu rivayet edilir.

Yine Kanuni Sultan Süleyman’la ilgili bir kıssa (yaşanmış olay) anlatılır:  “Seferdeyken vefat eden Ulu Hünkar, ölmeden önce yanındakilere şu sandukayı da benim tabutum ile birlikte mezarın içerisine yerleştirin diye vasiyet eder. Ecel dolduğunda Koca Hünkar vefat eder. Kanuni Sultan Süleyman’ın na’şı İstanbul’a getirilir. Ceset mezara yerleştirilirken bir sandukayı da mezara koymaya çalışanlara Şeyhülislam Ebu Suud Efendi müdahale eder ve der ki; “o sandukayı o mezara koyamazsınız dinen caiz değil”. Bunun üzerine sanduka dışarıya çıkartılır ve sandukada ne olduğu merak edilerek açılır. Bir de ne görsünler. Sandukada Koca Hünkar Kanuni Sultan Süleyman’ın padişahlığı boyunca Ebu Suud Efendi’den aldığı fetvalar vardır. Ebu Suud Efendi’nin gözleri dolar ve şu sözü söyler: “Hey Koca Sultan sen kendini kurtardın. Mesuliyeti bize yıktın. Allah katında sen temize çıktın da biz Ahirette kendimizi nasıl kurtaracağız?”

İşin özü budur. Bu Dünya’daki mecaza, hayale takılmayın, araçlara, vasıtalara sanki gerçek hedef ve asıl maksat şeklinde bir değer vermeyin. Kendinizi kurtarmaya bakın. Eğer Dünyanın hayaline ve mecazi şeylere takılıp da kalırsanız, maazallah, mahvoldunuz ve ebedi hüsrana düştünüz demektir. İnsanlardan yardım isteyip de (insana kul olup da) Allah’ı unuttuysanız, maazallah, mahvoldunuz, ebedi zarara düştünüz demektir. Allah (cc) bu durumdan bizleri muhafaza eylesin. Amin.

Yazımı konumuzla alakalı bir şiir ile taçlandıralım:

DAHA İYİ DEĞİL Mİ?*

Ağzınla kuş tutsan da insana yaranamazsın.

Rabbine kul olmaya çalışsan daha iyi değil mi?

Allah dilemezse hiç bir gönül kazanamazsın.

Rabbine kul olmaya çalışsan daha iyi değil mi?

Kul hep kendine yontar, nalıncı keseri gibidir.

Mal, mülk, para sanki kendisinin eseri gibidir.

Bir bakmışsın uslu, bir bakmışsın eserli gibidir.

Rabbine kul olmaya çalışsan daha iyi değil mi?

Kuldan ne bir fayda, ne bir zarar var aslında.

Hayır ve şer Allah'tan, kul aracılık faslında.

Bunları unutma, her daim bulunsun aklında.

Rabbine kul olmaya çalışsan daha iyi değil mi?

Allah dilerse, hiç kimse istemese de işin olur.

Allah dilemezse, herkes istese boşa yorulur.

Telaşa hiç gerek yok, kısmetin gelir seni bulur.

Rabbine kul olmaya çalışsan daha iyi değil mi?

 

* "Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir." (Yunus Suresi, 107)

 

Mecaz ile gerçek arasında bocalamasan da gerçeği anlasan ve hayal ile hakikat arasında takılıp kalmasan da hakikati seçsen, böylesi daha iyi değil mi? Hayrın ve şerrin gerçek sahibi olan Allah’a tam olarak kul olsan ve fani olan hiçbir şeyden korkmasan ve çekinmesen, böylesi daha iyi değil mi?

 

Ahmet SANDAL



Bu yazı 1461 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 5 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

Haber sitemizi nasıl buldunuz?


YUKARI