Reklam
Bugun...
KURAN’DAKİ BAZI KAVRAMLARA TEKNOLOJİK GELİŞMELER IŞIĞINDA BAKIŞ

AHMET SANDAL
sandalahmet@hotmail.com
facebook-paylas
 


KURAN’DAKİ BAZI KAVRAMLARA TEKNOLOJİK GELİŞMELER IŞIĞINDA BAKIŞ

Bu yazımızda, Kur’an-ı Kerim’de geçen hafaza melekleri, kitab-ı mübin (levh-i mahfuz) ve amel defteri kavramlarını günümüzdeki teknolojik gelişmeler ışığında mütalaa edeceğiz.

1 - Hafaza Melekleri:

“O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Üzerinize (bütün) amellerinizi yazıp muhafaza eden “hafaza” melekleri gönderir. Nihayet sizden birinize ölüm vakti geldiğinde elçilerimiz onun canını alır ve onlar vazifelerinde asla kusur etmezler.” (En’am, 61)

Bu ayette bir kayıt işlemi var. İşlem kayıt ile bitmiyor. Aynı zamanda muhafaza işlemi de var. Bu kayıt ve muhafaza işlemini günümüzdeki fotoğraf makinesi, kamera, CD, bilgisayar, flash bellek gibi teknolojik gelişmeleri göz önüne aldığımızda kolayca anlarız. İnsanoğlu öyle teknolojik gelişmeleri sağladı ki, artık çok şey kayıt altına alınabiliyor ve saklanıyor. Ses, görüntü gibi fiziksel özelliklerimiz saklanabildiği gibi, DNA ve benzeri hücre yapımız dahi saklanıyor. Bir tek kıldan ya da tek bir damla kandan insanın tüm özellikleri anlaşılıyor ve bu özellikler depo edilebiliyor.

2- Levh-i Mahfuz:

"Ana kitap (olan Levh-i Mahfûz) ise O’nun katındadır." (Rad, 39) "Şüphesiz ki biz, her şeyi (Levh-i Mahfûz’da yazılmış) bir kadere göre yarattık." (Kamer, 49) "Çünkü gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfûz’da) bulunmasın!" (Neml, 75) "Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) sayıp yazmışızdır." (Yasin, 12) "Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır." (En'am, 59)

Levh-i Mahfuz, saklanmış, korunmuş, hıfzedilmiş levha demektir. Allah’ın takdir ettiği, olmuş ve olacak bütün şeylerin üzerinde yazılı bulunduğu bir levhadır. Bu levha, bir CD gibi midir, bir flash bellek gibi midir, bir bilgisayar gibi midir? Ya da başka bir depolama cihazı gibi midir?  Herkes kendi anlayışına ve görüşüne göre bir sonuç çıkartabilir. Burada önemli olan şudur. Herşey bellidir ve vakti saati geldiğinde bir bir gerçekleşmektedir. Aynı bir dolu havuzun alttaki musluğunun açılması gibi, sırası gelen su damlacıkları havuzdan (Levh-i Mahfuz'dan) ayrılmaktadır. Bir havuzdan boşalan suların başka havuzlara doldurulması nasıl mümkün ise, tüm fiil ve olaylar da başka havuzlara (depolara) durum, konum ve özelliklerine göre doldurulabilir. Ya da bir ana bilgisayardan  ayrı ayrı flash belleklere ya da CD'lere kaydedilebilir. Bunlara Kur’an-ı Kerim’de amel defteri ya da kitabı denmektedir. 

3 - Amel Defteri:

“Yer, Rabbinin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap (amel defteri) kondu; peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar. “ (Zümer, 69) “Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman.” (Tekvir, 10) “Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı Kitap'ı  (amel defterini) önüne çıkarırız.” (İsra,13)

Yukarıdaki ayetlere (özellikle de İsra Suresi 13. ayete) dikkat edin. Bu ayette geçen ifade, bir CD'yi hatırlatıyor. CD de bir kayıt cihazı ve daire daire dolanarak kayıt yapılıyor.

Yukarıdaki ayetlerde geçen hafaza melekleri, kitab-ı mübin (levh-i mahfuz) ve amel defteri kavramlarını, günümüzdeki fotoğraf makinesi, kamera, CD, flash bellek, bilgisayar ve diğer teknolojik gelişmeleri gözünüzün önüne ve aklınızın bir köşesine getirerek düşünün, ahiretteki hesap gününde tüm insanların işledikleri fiilerin ve amellerin karşılarına getirileceğine dair Yüce Rabbimizin sözünün gerçekleşeceğine dair ikna olmanız kolaylaşacaktır. Şimdi burada şöyle bir düşünce akla gelebilir: “Teknoloji gelişti.  İman noktasında ikna olmak kolaylaştı. Eski devirde yaşamış insanların suçu ne idi? Onlar da bu teknolojiyi görsellerdi, ahret ve hesap günü hakkında daha kolay ve daha çabuk ikna olurlardı.” Bu iddialara karşı cevabımız hazır: “Eski insanların kafası şimdikiler gibi karışık değildi. Hemen ikna oluyorlar ve çok fazla zihin bulanıklığı içinde değillerdi. Ateizm ve materyalizmin etkileri bu kadar fazla değildi. Günümüzün insanı daha fazla dış tesirlere açık ve her taraftan imana yönelik saldırılar vardır. Günümüzün insanı imansızlık ve şüphe oklarının açık hedefi durumundadır.  Bu durumda bu insanlara bu son teknolojik gelişmeler ilham verecek ve ikna olmalarını sağlayacak özelliktedir.” Bu cevabımızdan sonra, işin en önemli boyutu da şudur ki, inanan zaten, aklını ve kâlbini kullanarak hemen inanıyor. İnatçılar da kibirleri ve şeytanın vesvesesiyle, kendilerine açık mucizelerle de gelseniz, inanmıyorlar. Buna rağmen bize düşen görev, her zaman, insanları imana ve kainatı müşahede etmeye çağırmaktır, vesselam.

Ahmet SANDAL



Bu yazı 1999 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



9 + 8 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

Haber sitemizi nasıl buldunuz?


YUKARI